Paz. Kas 29th, 2020

Rehberlik Online

Gelecek Yolunda Rehberlik

İlk 1000 Gün: Beyin Gelişiminde Kritik Periyotlar

Gelecek Yolunda Rehberlik

İnsan beyni hayatı boyunca gelişmeye devam eder fakat beyin gelişiminin en hızlı olduğu, beynin en yüksek plastisiteye (esnekliğe) sahip olduğu dönem ilk 1000 gündür. Çocukların hayattaki ilk 1000 günü -yani yaklaşık olarak döllenme ile 2. yaş gününe kadarki süre- sağlık, büyüme ve beyin gelişimi için son derece hassas bir zaman periyodudur.





Hamileliğin 5. ayında bebeğin beyni kahve çekirdeğine benzer bir yapıda pürüzsüz ve iki lobludur. Anne karnındaki 9. ayda ise beyin artık yetişkinlerde olduğu gibi bir cevizi andıran kıvrımlı ve kompleks yapısına sahiptir. Doğumda, hızla gelişmekte olan beyin bölgeleri arasında hipokampus ve görme ve işitme korteksi bulunmaktadır. Doğum sonrası ilk yılda dil işleme bölgelerinin yanı sıra üst düzey davranışların bağlantılarını oluşturacak olan prefrontal korteks de hızla gelişir. İlk 1000 gün beyin, hücre sayısı artışı, gelişimi, karmaşık yapısı ve bağlantıları açısından bir daha yaşam boyu ulaşamayacağı bir hızdadır. İşte tam da bu yüzden yaşamın bu döneminde beslenme, beynin normal gelişimi için çok büyük önem arz ederken, olası yetersiz beslenme beyin gelişimine büyük oranda ket vurur.

Beyin gelişimi ve işlevleri için bütün besinler önemlidir ancak beynin optimal (ideal) gelişimi, bu ilk 1000 gündeki belirli hassas dönemlerde yeterli miktarlarda sağlanması gereken anahtar elementlere bağlıdır.
Beyin homojen bir organ değildir; bilakis her biri farklı gelişme eğilimi gösteren farklı bölgelerden oluşur, ki en nihayetinde de bu bölgeler birbiriyle bağlantı kurarak, davranışları yöneten beyni  -evrendeki en karmaşık yapıyı- oluşturur. Beynin her bölümü farklı dönemlerde gelişimsel hassasiyet gösterdiğinden ve her bölümünün farklı besinlere ihtiyacı olduğundan,  beyin için tek bir gelişim periyodundan ve tek bir beslenme yönteminden bahsetmek mümkün değil. Örneğin bir dönemdeki kritik bir besin, başka bir dönemde fazla etki etmeyebilir. Bu periyotlar, yıllar süren çalışmalarla belirlenmiş ve bebeğin anne karnında ve doğum sonrasındaki beslenmesine bağlı bilişsel ve davranışsal sonuçlar tanımlanmıştır.

Beyin Gelişiminde Kritik Bir Element: Demir

Beyin gelişimi için bütün besinler gerekli ancak protein, doğmamış yağ asitleri, demir, çinko, bakır iyodin, kolin, folik asit, A, B6 ve B12 vitaminleri gibi besinler özellikle kritik önem taşıyor. Bunların içinde demir, beynin tam gelişimi için doğru zamanda doğru miktarda doğru besini kullanmanın önemini gösteren en iyi örneklerden biri…
Demir eksikliği dünyadaki en yaygın besin eksikliklerinden biri.  Dünyadaki anaokulu çağındaki çocukların yaklaşık yüzde 47’si ve hamile kadınların yüzde 42’si anemik -yani kansız. Ve bu anemi oranlarının yarısı demir eksikliğine bağlı. Beynin demir ihtiyacının zirve yaptığı ve demir ihtiyacının karşılanmaması halinde nörodavranışsal bozukluk riski taşıdığı dönemler ise,
1) Anne karnı dönemi
2) Bebeklik dönemi (6 ay – 3 yaş)
Gelişmekte olan beyin, bu dönemlerde miyelin  üretimini dengelemek, nörotransmitter sentezini ve nöronal enerji üretimini yapabilmek için demire ihtiyaç duyar. Bu prosesler de beynin işleme hızını, his ve duygulanımlarını, öğrenme ve hafıza gibi davranışsal yapısını direkt olarak etkiler. Yakın zamanda yapılan bir değerlendirmede, 21 çalışmadan 19’unda demir eksikliği anemisi olmayan bebeklere kıyasla demir eksikliği anemisi olan bebeklerde ortaya çıkan zihinsel, motor, sosyo-duygusal veya nörofizyolojik fonksiyonlardaki bozukluklar ortaya kondu.

Sonradan oluşabilecek bozuklukları önlemek için kritik dönemlerde demir takviyesi çok önemli. Özellikle hamilelik dönemindeki demir alımının, bebeğin beyin gelişiminde oluşabilecek bozuklukları önlemek adına çok etkili olduğu çeşitli çalışmalarda kanıtlanmış. Çin’de yapılan bir çalışmada hamilelik döneminde demir eksikliği anemisi olan annelerin 12, 18 ve 24 aylık çocukları ile, hamileliğinde demir eksikliği anemisi olmayan annelerin 12,18 ve 24 aylık çocukları karşılaştırılmış.  İlk gruptaki çocukların ikinci gruptaki çocuklara göre çok belirgin biçimde düşük zihinsel gelişim indeks skoruna sahip olduğu gözlenmiş. Bu eksiklik, hamileliği boyunca folik asit ve demir takviyesi alan annelerde giderilmiş ancak tek başına folik asit alımı veya folik asidin yanında yetersiz demir alımı bu eksikliği giderememiş. Benzer şekilde Nepal’deki bir araştırmada da hamileliği boyunca folik asit ve demir alımı yapan annelerin 7-9 yaş arasındaki çocuklarının, hafıza, durdurucu kontrolü (inhibitory control) ve ince motor fonksiyonlarının daha yüksek skor yaptığı gözlenmiş.
Ayrıca, anne karnındayken bu gerekli takviyeleri alamayıp 22-36 aylar arasında demir ve folik asit takviyesi yapılan 7-9 yaş arası çocuklarda, sonradan yapılan takviyelerin etkili olmadığı görülmüş. Çalışmayı yapanlar bu durumu “fırsatı kaçırmak” olarak özetliyor.

Plastisite (yoğrulabilirlik/esneklik) ve kırılganlık/hassaslık

Beynin ilk 1000 günündeki gelişim hızının büyüklüğüne bakıldığında, insanoğlunun en kompleks davranışlarının kökeninin, hayatın bu ilk yıllarına -daha bu davranışların sergilenmediği döneme- denk geliyor olması şaşırtıcı değil. Gelişimsel beslenme sinirbiliminin en çarpıcı noktalarından biri de bu: Beynin, hayatın ilk 1000 gününde yetersiz beslenme sebebiyle normal gelişim seyrinden sapması, çok uzun zaman sonra yetişkinlikte bile beyin fonksiyonlarını etkiliyor.
Genç beyin, erken dönemdeki hasarları onarma kabiliyeti konusunda inanılmaz derecede plastisite (esneklik) sahibi olduğu için, en azından bir eksikliği kısmen düzeltmek için hiçbir zaman çok geç değil. Fakat yaş ilerledikçe fırsat kapısı da gittikçe daralıyor. Bilim, hasarları sonradan düzeltmeye çalışmak yerine, beyin gelişimini doğru beslenme programlarıyla zamanında -henüz hasar oluşmadan ve fırsat kapısı ardına kadar açıkken- desteklemenin en doğru yaklaşım olacağını söylüyor. Bunun zamanlaması da, ilk 1000 güne denk düşüyor.





Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir