Cum. Ara 4th, 2020

Rehberlik Online

Gelecek Yolunda Rehberlik

Gelecek Yolunda Rehberlik

En eski tartışmalardan biridir; sanat sanat için midir, sanat insan için midir? Bu konu entelektüel ortamlarda tartışıladursun, bilim insanları bambaşka bir cevap veriyorlar buna: Sanat, stres içindir. Drexel Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmanın sonucuna göre, ister Van Gogh düzeyinde bir ressam olun, ister 62’den tavşan yapın; sanat, vücudunuzdaki stres hormonlarının belirgin şekilde azalmasını sağlıyor.






Drexel Üniversitesi’ndeki araştırmacılar başlangıçta, geçmişte icra edilen sanat tecrübelerinin, aktivitenin stres azaltıcı etkisini arttıracağını düşünüyorlardı. Yani sanatla daha haşır neşir olan kişilerin, sanatın strese karşı etkisinden daha fazla faydalanacağına inanıyorlardı. Oysa sonuçlar gösterdi ki, tecrübeli-tecrübesiz herkes sanattan eşit biçimde faydalanıyordu.

Bu çalışmanın sonuçları “Kortizol Seviyelerinin Düşmesi ve Sanat İcra Eden Katılımcıların Tepkileri” başlığı ile Art Therapy dergisinde yayımlandı. Yaratıcı sanat terapileri alanında asistan profesör olan Girija Kaimal araştırmayla ilgili olarak şöyle diyor: “Bu bizim için hem şaşırtıcıydı hem de değildi. Şaşırtıcı değildi çünkü sanat terapisinin kökeninde ‘herkes yaratıcıdır ve destekleyici bir ortamda çalışırken herkes kendini görsel sanatlarda ifade edebilir’ düşüncesi yatar. Yine aynı gerekçeyle geçmiş tecrübesi olanların bundan daha fazla faydalanabileceğini düşündük.”

Biomarker denilen ve vücuttaki stres gibi durumların ölçümünde kullanılan biyolojik göstergeler vardır. Bu biyolojik göstergelerden biri de hormonlardır. Vücudumuzdaki kortizol hormonunun seviyesi, stres seviyemizin değerlendirilmesinde önemli bir araçtır. Bu çalışmada da tükürük örnekleri ile kişilerin kortizol seviyeleri ölçüldü. Kortizol seviyesi ne kadar yüksekse, kişi de o kadar stresli demekti.

Dr. Kaimal’ın çalışmasında 18-59 yaş arası 39 yetişkin katılımcı yer aldı. Bu katılımcılardan 45 dakika boyunca sanat icra etmeleri istendi. Katılımcıların kortizol seviyeleri hem sanat çalışması öncesinde hem de sonrasında ölçüldü.

Sanatsal malzeme olarak ise katılımcılara renkli keçeli kalemler, kağıt, kil ve kolaj malzemeleri verilmesinin dışında herhangi bir yönlendirme yapılmadı. Her katılımcı istediği materyalle istediğini yapmakta serbestti. Katılımcılara gözlemci ve yardımcı olmak amacıyla bir sanat terapisti eşlik etti. Bu çalışmada yer alan katılımcıların yaklaşık yarısı çok sınırlı düzeyde sanat çalısması geçmişleri olduğunu beyan etti. Belki de en son lise yıllarında natürmort bir resim çizmişlerdi…

Ancak çalışmanın sonucunda 45 dakikalık sanat çalışması periyodundan önceki ve sonraki kortizol seviyeleri karşılaştırıldığında katılımcıların yüzde 75’inin kortizol seviyelerinin düştüğü görüldü. Kortizol seviyesinin düşüş oranı bireyden bireye farklılık gösterse de, bu farklılık katılımcıların sanatsal tecrübelerine bağlı değildi.

Katılımcıların faaliyetten sonra tecrübelerini yazdıkları notlar ise nasıl hissettiklerini ortaya koyuyordu. Örneğin bir tanesi “Benim için çok rahatlatıcıydı. 5. dakikadan sonra kendimi daha az endişeli hissetmeye başladım. Kafamda dönüp durarak beni baskılayan yapmam gereken ve yapamadığım şeyleri daha az düşünmeye başladım” diyordu.

Fakat bu değerlendirmeye rağmen katılımcıların yüzde 25’inde ise daha yüksek seviyede kortizol ölçülmüştü. Peki bu ne demekti? Dr. Kaimal bu durumu şöyle açıklıyor: “İşlevsellik için belirli oranda kortizol gereklidir. Gün içersindeki kortizol seviyemiz farklılık gösterir. Örneğin sabah saatlerinde en yüksek seviyededir çünkü bu bize güne iyi başlayabilmemiz için adeta ekstra enerji sağlar. Sanat çalışması bazı katılımcılar için olaya dahil hissedebilmeleri adına uyarıcı bir etki yapmış olabilir.”

Çalışmada ayrıca sanatsal faaliyetlerdeki stres azaltma etkisinin kendini gençlerde daha fazla gösterdiği de gözlemlendi. Hangi materyali seçmiş olduğundan bağımsız olarak, kortizol seviyesinin düşüş oranı gençlerde belirgin biçimde daha fazlaydı. Bu da Dr. Kaimal’a, lise ve üniversitedeki gençlerin ne kadar yoğun bir strese maruz kaldığını ve aslında sanatın onlar için ne denli yaratıcı ve rahatlatıcı olabileceğini düşündürdü. Dr. Kaimal şöyle diyor: “Sanırım bunun sebeplerinden biri de gençlerin gelişimsel olarak halen stresle başa çıkma yolları arıyor olması… Diğer yandan daha yaşlı bireylerin problem çözme ve stresle başa çıkmada buldukları çözümleri daha yerleşik hale getirmiş olmaları olası…

Bu noktada toplumun tüm bireylerinin, özellik de genç bireylerin sanata teşvik edilmesi toplum sağlığı açısından önemli bir konu haline geliyor. Günlük hayat içerisinde ne kadar yoğun strese maruz kaldığımız düşünülürse, sonucun bir şaheser olmasına gerek kalmaksızın sanat hepimizin kurtarıcısı gibi gözüküyor. Seramik, çizim, boyama, el işleri, fotoğrafçılık, heykel, sinema, dekorasyon gibi pek çok dalı var görsel sanatların. Son yıllarda popüler olan ve mandala denilen yetişkin boyama kitaplarını tek alternatif gibi düşünmemek gerek. Kilden saksı yapabilir, cep telefonunuzu fotoğraf stüdyosuna çevirebilirsiniz. Oscar adayı olmasa da, kendi filminizi bile çekebilirsiniz. Günümüzde akıllı telefonlar, geliştirilen uygulamalar ile görsel sanatlar konusunda ufuk açıcı ve heves uyandırıcı pek çok kolaylık sunuyor. Bunlardan faydalanmamak içinse hiçbir gerekçemiz yok.




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir