Pts. Kas 23rd, 2020

Rehberlik Online

Gelecek Yolunda Rehberlik

TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU(TSSB) VE TEDAVİSİ  

Gelecek Yolunda Rehberlik

Yüzyılın ortalarından bu yana bilinen Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), Özellikle birinci dünya savaşından sonra Türkçe “şarapnel şoku” olarak çevirebileceğimiz bir isimle tanımlanan tabloyu andırmaktadır. TSSB esas olarak Vietnam savaşından sonra kullanılmaya başlanan bir tanımdır. Araştırmalara göre erkeklerin %60-73 kadınların ise %5-64 sıklık ile travmatik bir yaşam olayı ile karşılaştıklarını bildirmektedir. Travma sonrası stres bozukluğunun travmatik bir yaşam olayı ile karşılaşan insanların %10-20’sinde ortaya çıktığı bilinmektedir. Her bireyin psikolojik özellikleri, kişilik yapısı ve geçmiş deneyimleri ve stres ile baş etme düzeyi farklı olduğundan, travma sonrası stres bozukluğunun yaygınlığı farklılık göstermektedir. Yapılan çalışmalara göre TSSB daha çok genç erişkin, bekar, boşanmış, sosyal yönden izole ve ekonomik düzeyi zayıf kişilerde daha sık görülmektedir. Risk altındaki kişilerde oran %85 e kadar çıkabilmektedir.

 

Travma sonrası stres bozukluğunun risk faktörleri temel olarak iki gruba ayrılır. İlk grup yaşanan olayın özelliklerine bağlı olan faktörlerdir. İkinci grup ise travmaya uğrayan kişinin özelliklerine bağlı risk faktörleridir. Yaşanan olayla ilgili risk faktörleri; olayın ciddiyeti, tipi ve süresidir. İkinci grup ise travmaya uğrayan kişinin özellikleri ile ilgilidir. Kültürel faktörler travma sonrası stres bozukluğunda etkilidir.(Breslau,Davis, Andreski,Peterson,&Schultz, 1997;Connor & Davidson,1997)





Travma sonrası stres bozukluğuna dair yapılan çalışmalarda genetik yatkınlığında etkili olduğu ortaya konmuştur. Kadın olmak, genç erişkin yaşta olmak, başka bir ruhsal hastalığın veya psikolojik sorunların varlığı travma sonrası stres bozukluğuna yakalanma riskini arttırmaktadır. Travma sonrası stres bozukluğu bile birlikte depresyon sık görülmektedir. Bunun yanında alkol ve madde kullanımına da rastlanmaktadır. Travmatik olayın birey için özel anlamı olması, bir insan tarafından yapılmış olması, fiziksel yaralanma ile beraber olması, kişide suçluluk duygusu uyandıracak nitelikte olması travma etkilerini arttırmaktadır.

Travma sonrası stres bozukluğu terimi yoğun stres yaratan bir olaya karşı ortaya çıkan şiddetli, uzamış ve bazen gecikmiş türde bir reaksiyonu anlatır. DSM 5’e kadar anksiyete bozuklukları içinde yer alan travma sonrası stres bozukluğu DSM 5 de travma ve stresörle ilişkili bozukluklar bölümü içinde, akut stres bozukluğu ve uyum bozukluğu ile birlikte yer almaktadır. Kişi olayı aşağıdaki yollardan biri veya birden çoğu ile gerçek yada göz korkutucu şekilde ölümle, ağır yaralanmayla karşılaşmış yada cinsel saldırıya uğramış olmalıdır.

  1. Doğrudan örseleyici olay(lar) yaşama,
  2. Başkalarının başına gelen olay(lar)ı doğrudan görme, tanıklık etme ,
  3. Bir aile yakınının ya da yakın arkadaşının başına örseleyici olay(lar) geldiğini öğrenme. Aile bireyinin ya da arkadaşının gerçek ölümü ya da ölüm olasılığı, kaba güçle ya da kaza sonucu olmuş olmalıdır.
  4. Örseleyici olayın sevimsiz ayrıntıları ile yineleyici biçimde ya da aşırı bir düzeyde karşı karşıya kalma (örneğin; felaket sonrası insan kalıntılarını toplayan kişiler, çocuk istismarının ayrıntıları ile yeniden karşılaşan polis memurları)

Travma sonrası stres bozukluğuna sebep olan olaylara doğal afetler, savaş, işkence, tecavüz, kazalar, beklenmedik ölümler, ölümcül hastalıklara yakalanma, çocuk tacizleri örnek olarak verilebilir. Ani gelişen travmatik olaylar daha fazla risk oluşturur. Uzun vadede hasta olan bir yakının kaybı, beklenmedik ani bir ölümden farklı etkiler bırakabilir. Toplum içinde ruhsal travmaya yol açan olaylar oldukça sık görülmektedir. Araştırma sonuçları her iki kişiden birinin travmatik bir olayla hayatında en az bir kere karşılaştığını göstermektedir. Suç oranının yüksek olduğu bölgelerde yaşayanlarda, riskli meslek gruplarında çalışanlarda travmatik olaylar ile karşılaşma riski daha fazladır. Bazen de, sıradan gibi görünen ya da çoğu insan için bir felaket gibi görünmeyen olaylar, söz konusu olayın kişi için öznel bir anlamı olması nedeniyle TSSB’ye neden olabilmektedir.

Travma sonrası stres bozukluğunun belirtileri

-Uyku problemleri , dikkati toplamada güçlük, öfke patlamaları, ani irkilme ve ses duyarlılık (aşırı uyarılmışlık belirtileri)

-Olayla ilgili anıların tekrar tekrar ve rahatsız edici şekilde anımsanması, bu anılardan kurtulamama, tekrar o anı yaşıyormuş gibi görüntüler görme, kabuslar (yeniden yaşantılama)

-Travmatik olayı anımsatan kişi veya nesne, yerlerden uzak durmaya çalışma (kaçınma)

-Yabancılaşma, başkalarının kişiyi veya yaşadıklarını anlayamayacağı hissi travma sonrası stres bozukluğunda sık görülen bulgulardır.

-Travma sonrası stres bozukluğu yaşayan bireylerde fiziksel birtakım bulgular mevcuttur. Kalp atımlarında ve soluk alıp vermede artış, terleme, sindirim sistemi sorunları, iştah problemleri, kas ağrıları, cinsel istekte değişiklikler, sebepsiz ağrılar fiziksel belirtilerdendir. Depresyon travma sonrası stres bozukluğu bulunan hastalarda sık görülür. Depresyon belirtileri (halsizlik, geleceğe dair ümitsizlik, değersizlik, düşük beden algısı, suçluluk duygusu), kaygı, inkar, hissizlik, panik nöbetleri madde veya alkol kullanımı, kontrolü kaybetme korkusu, dikkatsizlik, bellek sorunları, olayları hatırlamada güçlük, iş performansında düşme, sosyal izolasyon travma sonrası stres bozukluğunda görülebilen bulgulardır. TSSB’de yaşam boyu komorbid (ek olarak aynı zamanda başka bir bozukluk ile beraber görülmesi) psikiyatrik bozukluk gelişme riski %70 civarındadır. (Breslau ve ark. 1997).

Çocuklarda travma sonrası stres bozukluğu tepkileri yaş grubuna göre değişiklik göstermektedir. Gece işemeleri, kabuslar, huzursuzluk, öfke patlamaları, sebepsiz ağrılar, ebeveynlerden ayrılamama, parmak emme, yeme bozuklukları gibi belirtiler görülebilir.

Travma sonrası stres bozukluğu travmayı izleyen günlerde başlar. Birkaç hafta içinde risk faktörlerine bağlı olarak (olayın şiddeti, türü ve süresi, kişisel özellikler) kendiliğinden düzelebilir. Ancak bazı kişilerde aylarca veya yıllarca travma sonrası stres bozukluğu bulguları görülebilir. Savaş sonrası yaşlı kişilerde bire halen bu bulgulara rastlanmaktadır.

Belirtiler zamanla dalgalanmalar gösterebilmekte, stresli dönemlerde yoğunlaşabilmektedir.




 Travma sonrası stres bozukluğu tedavisi

Travma sonrası stres bozukluğu yaşan kişiler ile yapılan araştırmalarda, travmatik olayı unutmaya çalışmak veya hatırlamamaya çalışmanın iyileşmeye neden olmadığı görülmektedir. Bu nedenle travmatik bir olaya maruz kalmış ve travma sonrası stres bozukluğu belirtileri yaşayan kişilerin mutlaka uzman yardımı alması önerilmektedir. Tedaviler mutlaka doktor kontrolünde sürdürülmelidir.

Travma sonrası stres bozukluğunun tedavisi hem psikoterapi yöntemleri hem de farmakoterapi yani ilaç tedavisi ile yapılmaktadır. Travmatik olayların kişilerde yarattığı bulgular ve etkiler farklıdır. Travmatik olayın etkileri sosyal hayatı ve iş yaşamını olumsuz yönde etkilemektedir, ancak travma sonrası stres bozukluğu bulunan hastalar, damgalanma korkusu, olayı tekrar hatırlamaktan korkma, tedavisinin olmadığını düşünme gibi nedenlerle tedaviye başvurmamakta ya da gecikmektedir.

 Bilişsel davranışçı terapi yöntemleri, EMDR, ilaç tedavisi travma sonrası stres bozukluğunda etkili tedavi yöntemlerindendir. Bilişsel davranışçı terapi uygulamalarında kişinin travma bulgularının devam etmesine neden olan hatalı düşüncelerin farkındalığının sağlanması ve değiştirilmesi, kaçınma davranışının giderilmesi, iş, aile ve sosyal yaşamının düzenlenmesi, işlevselliğinin arttırılmasına çalışılmaktadır.

EMDR yöntemi, göz hareketleri ile sistematik duyarsızlaştırma işlemidir. EMDR tedavisinde kişinin olayı tamamen zihninden silmek değil, olaya dair olumsuz düşüncelerin yeniden işlenmesi, olayın kişide yarattığı fiziksel ve ruhsal belirtilerin azaltılması ya da yok edilmesi amaçlanmaktadır.

Psikoterapi uygulamalarının yanında gerekli durumlarda hekim tarafından hastaya ilaç tedavisi başlanır. Bu tedavi hastanın psikoterapiye uyumunu da kolaylaştırır. Korkulan ve kaygı uyandıran olayların üzerine gitme çalışmalarında kişiye kolaylık sağlar, travmanın yaratmış olduğu kaygı ve depresyona bağlı bulguları tedavi eder. Hekim gerekli durumlarda ek biyolojik tetkikler isteyebilir. Tedavi planı kişiye uygun şekilde planlanır.

 İntihar  düşünceleri olan veya kendine zarar verme davranışı sergileyen bireyler bir süre hastaneye yatırılabilir. Manyetik uyarım tedavisi TMU gibi hekimin önerdiği ek yöntemler uygulanabilir. Yapılan araştırmalar EMDR uygulamalarının travma sonrası stres bozukluğu tedavisinde oldukça etkili olduğunu göstermektedir. EMDR tedavisi hakkında ayrıntılı bilgiye ilgili yazıdan (EMDR NEDİR ?) veya hekiminizden alabilirsiniz.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir